Botoks

Dudak Dolgusu

Göz Altı Işık Dolgusu

Somon DNA’sı

“Botoks Nedir? “ Daha Önemlisi de “Ne Değildir?”

1820’de Dr. Justinus Kerner bayatlamış sosisler üzerinde bulunan bir bakterinin, günümüzde botilinium toksin A adını verdiğimiz bir maddeyi ürettiğini keşfetmiş. 1950,2lerde bu maddenin kasları geçici olarak gevşettiğini keşfetmesi ile şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmış. Ve nihayet 1989 da Allergen firması tarafından estetik uygulamalarda kullanmakta olduğumuz botulinium toksin A laboratuvarda üretilerek şişelendi. Amerikan Sağlık Dairesi (FDA) tarafından da onaylanması ile “Botox” doğdu. Ve şu an yeryüzünde en çok yapılan estetik uygulamadır. Hiçbir estetik, kozmetik uygulamanın sağlayamayacağı bir etki, yüzünüzde, alnınızda açan bir güneştir botox. İnsanlar genelde “harika olmuşsun, bir şeyler değişmiş ama ne? “ diye soracaklar, ancak tecrübesi olanlar bilecek ne olduğunu. Alın ve göz kenarındaki ince kırışıklarınız ve çizgileriniz vedalaşın. Mimik aktivitenize bağlı oluşan bu çizgiler botox ile kendini bırakacak ve deri yüzeyinde bir düzelme ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte bu çizgiler derinin ters tarafındaki oyuklar ve yara izleri olarak düşünün. Yılların izi eğer derin ise bir botox uygulamasından sonra çarşaf gibi dümdüz olmasını beklemek doğru değildir. Elbette ardışık uygulamalar ile etkinliği artacaktır. Enjeksiyonun yapıldığı yerde kaslar artık çalışmıyorsa her şey yolunda demektir. Buraya kadar hiçbir sorun yok değil mi? Bu kadar harika olan bir uygulamanın hangi anlamlara gelmeyeceğini konuşalım şimdi. Botoks bir dolgu aracı değildir. Adı üzerinde, dolgu boşlukları doldurur. Yani burun kenarındaki oluklarınıza botox yaptırmak gibi hayali bir uygulamayı düşünmeyin. Aynı şekilde botox dudaklarınızı da kalınlaştırmaz. Dudak üzerindeki kırışıklıklarda bir miktar işe yarar ama şunu iyi hesaplayınız. O kırışıklıkları dudak kaslarınız yapıyor. Kırışıklıkların tamamen gitmesi için kasların tamamen durması gerekir ki sizin o dudak kaslarına çalışırken ihtiyacınız var. Botoks gözümüzün kenarlarına uygulanır ama tam gözaltı bölgesine pek uygulanmaz çünkü gözaltı yağ yastıklarımızın öne doğru çıkıp torbalanmasını engelleyen mekanizmalardan biri de o bölgedeki kaslardır. Bu kasları botoks ile durdurursak eğer torbalanmanız artacaktır. Evet bazı kişilerde böyle bir etki olmuyor ama bunun sebebi orbital septum denilen bir zarın kas altında çok güçlü olması yâda gözaltı yağ yastığının az olmasındandır. Özetle göz kenarlarımda kırışıklıklarım gitti ama iç kısımlarda botox tutmadı demeniz anlamsızdır, çünkü oraya botox yapmayı tercih etmeyiz. Botox yılandan elde edilmez, botox etkisine sahip bir kozmetik ürün (krem vb) yoktur. Piyasada yok demedim, sadece sizi mutlu edecek gerçekliğe sahip bir ürün yoktur anlamında yok diyorum. Düşünün ki botoxu küçük iğnelerle deri altına enjekte ediyoruz, kasların içine ve çok güçlü bir toksindir. Hangi krem deriden geçerek kasınıza ulaşacak ve kaslarınızı durduracak. Son olarak şunu belirtmeliyim ki botox harika bir üründür. Sadece o küçücük şişeye gereğinden fazla anlam yüklemeden keyfini çıkarmasını bilin, gerisini botox halleder.

 

Güzelliğinize Hacim Katın

Kimi zaman yaşlanma sürecine bağlı olarak kimi zaman da şanssız bir anatomiye sahip olduğumuzdan olsa gerek vücudumuzun hacimsel desteğe ihtiyacı olur. Hacim gereksinimi bazen popoya, bazen memeye gerekse de buradaki yazımızda yüz bölgesine odaklanacağız.

Orta yaşı geçer geçmez çoğumuzda deri altı kollajen ve elastin azalır, deri sarkmaya başlar ve deri altı yağ yastıkları küçülmeye başlar.  Bu değişimler toplamda hacimsel olarak yüzümüzde küçülme olarak görülür. Elbette zamana bağlı bu değişimi net algılayabilmek için kişinin kilosunun da sabit olması gerekir.

Bununla birlikte bazı kişilerde sadece anatomik özelliği sonucu yanakları yeterince dolgun olmayabilir, dudakları ince, burun kenarı olukları derin, göz altı çukurları belirgin olabilir.

Tüm bu anlattığımız durumlarda, eğer eksik olan hacim fazla değil ise sentetik dolgularla hacimsel eksiklikler giderilebilir. Bu amaçla çok değişik moleküler üretilmiş olsa da hyaluronik asit bazlı dolgular vücutla son derece uyumludur ve tüm dünyada sıkça kullanılmaktadır. Dolgular ne kadar yüksek saflıkta üretilir ise o kadar sağlıklı uygulama yapılabilir, bu nedenle kaliteli ve uluslararası standartlara uygun ürünlerin seçilmesi son derece önemlidir. Bu tür dolgular  genellikle lokal anestezik bile gerektirmez. Elbette bu grup dolgular bir süre sonra vücuttan atılır.

Eğer kalıcı etkili bir dolgu gerekir ise sentetik olanları değil kişinin kendi vücudundan elde edilecek yağ dokusunu tercih ediyorum.  Çünkü, olur da herhangi bir tatsız reaksiyon oluşur ise vücuttan uzaklaştırılmaları son derece zordur kalıcı dolguların.

Özetle, bazen güzel olan eksiğin yerine konması ile oluşur,  böylece güzellik hacim kazanır.

 

“Işık Dolgusu”

Bana daha önce yüzünüzdeki yaşlanma süreçleri nedeni ile muayene olduysanız burada anlatacağım hikayeye aşinasınız demektir. Hani o yüzümüzün bir çok yağ yastığı ile dolu olduğu ve yaşlanma ile birlikte aşağıya doğru yer değiştirdiği hikayesi. Yaşla birlikte derimiz elastikiyetini kaybeder ve yumuşak doku ağırlığını kaldıramaz olur. Ek olarak da yerçekiminin inatçı etkisini de işin içine kattığımızda sarkma kaçınılmaz olur yüzümüzde. Önce göz altındaki yağ yastığı ve elmacıklarımızın yağlı dokusu birbirinden ayrılırken arada bir oluk ortaya çıkar. Buna hamak görüntüsü, mor halka, torba altı gibi isimler de veriliyor halk arasında. İlerleyen aşamada burun kenarı, çene kenarı ve boyunda sarkmalar derken alıp başını gidiyor. Yüz gençleştirme cerrahisi içerisinde bu konuyu çok detaylı anlatmıştım, burada o kadar  ileriye gitmeden evre 1 dediğim, göz altı oluklarının oluştuğu yere odaklanalım istiyorum.

Problem ne ise onu çözmekten yanayım. Düştü ise yapılması gereken kaldırmaktır. Ama son derece insani bir refleks olarak hepimiz ameliyattan korkuyoruz. İşte tam da bu yüzden eğer evre 1 i geçmemişseniz, o göz altındaki çukurlara , çok da derin değil ise ışık dolgusu uygulaması yapabiliriz. Hatta sırf bu oluktan dolayı göz altında sanki torbalanmanız varmış gibi görünür ki bu durum da ışık dolgusunu takiben ortadan kalkar. Yüz bölgesi sarkmalarında sadece bu başlangıç seviyesinde iseniz ışık dolgusunu öneriyorum. Biraz daha ilerlemiş her hastama önereceğim ameliyattır. Her sarkmayı dolgularla çözmeye çalışmak, şişmiş aslan suratlarına  benzemek anlamına gelecektir.

Peki nedir bu Göz Altı Işık Dolgusu?

Aslında ışık dolgusu bizim bildiğimiz hyaluronik asittir. Sadece cc de 12 mg dan fazla olmayacak kadar yumuşak natürde ve ileri düzeyde saflaştırılmış bir kalitede olması gereklidir. Bu özellikte bir kaç dolgu vardır piyasada.

Işık Dolgusu ağrılı bir uygulama mıdır?

Değildir. İşlem öncesi süreceğimiz lokal anestezik kremler yeterli anesteziyi sağlar. Zaten işlem iğne değil kanül kullanılarak yapıldığı için ağrı ve kanama olasılığı çok düşüktür.

Her boyuttaki oluk Işık Dolgusu ile doldurulabilir mi?

Elbette hayır. Göz çevresinin çok hassas bir lenfatik dolaşımı vardır. Fazla yapılacak bir Işık Dolgusu bu dolaşımı bozarak uzun süreli şişliklere neden olabilir. Doz ayarlaması ve sınırların bilinmesi çok önemlidir. 

Işık Dolguları gerçekten göz altını aydınlatır mı? Adı Nereden geliyor?

Göz altımızın mor görüntüsü büyük ölçüde o alandaki incelen derinin altındaki kas ve damarları görünür kılmasından kaynaklanıyor. Buna ek olarak o alandaki çukurlar da gölge efekti veriyor. Bu nedenle ışık dolgusu çukuru azalttığı için gölgelenme de azalır. Hyaluronik asit su tutarak o alana hacim kattığı için bir miktar da derinin parlaklığı artar. Tüm bunlar bir parıltı, bir aydınlanma  efekti verir

Işık Dolgusu kalıcılığı nedir?

Işık Dolgusu 9-12 ay kadar kalıcıdır.

Kalıcı Işık Dolguları var mıdır?

Kalıcı bir çok dolgu vardır ama bu bölgeye kalıcı bir sentetik dolgu önermiyorum. Arzu edilir ise seçilmiş vakalarda “nano-fat greft” dediğimiz çok ince yağ dolgusu yapılabilir, kişinin kendi yağından.

Başka bir yerde yapılmış kötü bir Işık Dolgusunu  düzeltebiliyor musunuz?

Radyofrekans ve bazen de hyaluronidaz kullanarak  düzeltme şansımız olabiliyor. Kullanılmış dolgu markasını bilmemiz çok önemli.

 

Sizlere somon balığının sütünden elde edilen DNA’dan yada somon sperminin insan derisinin iyileşmesinde en ektili protein olduğundan, yada bunların Benjamin Button (yanlış yazmış olabilirim) efektinden söz ederek fantastik bir yazı yazabilirdim. İnternete benzerleri bol miktarda olduğu için bundan vazgeçmedim. Vazgeçtim, çünkü hepsi saçmalık. Somon DNA’sı bu değildir. Aslında içinde somon balığına dair en ufak bir zerre bile yoktur 🙂 . Wellcome to Real World …

Peki ya nedir bu Somon DNA’sı?

Şimdi biraz bilimsel şeylerden konuşalım. Tüm hücrelerimizde DNA bulunmaktadır. Hücrenin dönemsel aktivitesine göre zaman zaman bazı DNA sarmalları açılır ve çalışır, sonra dinlenme fazına geçip kapanır. Üreme hücreleri açık sarmalın en bol olduğu hücre gruplarıdır. Somon sperm DNA’sı da polinükleotid denilen DNA parçacıkları üzerine çalışma sırasında kullanılmıştır. Cilt kalitesini arttırma etkisi gözlendikten sonra laboratuvarda üretilmiştir bu nükleotidler. Bu seviyeye kadar parçalanmış olan DNA nın alt parçaları hemen hemen tüm canlılarda aynıdır. Zaten insanın aklına gelmiyor değil; neden somon, neden hamsi değil? O da karadenizde yaşayan bir balık sonuçta, hem de gönül bağımız çok güçlü kendileri ile  Üzerinde çalışması yapıldığı ister somon ister hamsi olsun, nükleotidler DNA aktif sarmalı için gerekli molekülerdir. Derimiz gibi sürekli yenilenme siklüsü içerisindeki yapıların hemen hepsi için gerekli maddelerdir. Cildin canlanması, lekelerin azalması (bu da derinin kendini onarma yöntemlerinden biridir), skarların azalması gibi faydaları vardır. Gençliğe giden yol genetik dizilimlerimiz üzerinden olacaktır. Bu konudaki belki de ilk bilimsel uygulama somon DNA’sıdır.

botox-1

Botoks

“Botoks Nedir? “ Daha Önemlisi de “Ne Değildir?”

1820’de Dr. Justinus Kerner bayatlamış sosisler üzerinde bulunan bir bakterinin, günümüzde botilinium toksin A adını verdiğimiz bir maddeyi ürettiğini keşfetmiş. 1950,2lerde bu maddenin kasları geçici olarak gevşettiğini keşfetmesi ile şaşılık tedavisinde kullanılmaya başlanmış. Ve nihayet 1989 da Allergen firması tarafından estetik uygulamalarda kullanmakta olduğumuz botulinium toksin A laboratuvarda üretilerek şişelendi. Amerikan Sağlık Dairesi (FDA) tarafından da onaylanması ile “Botox” doğdu. Ve şu an yeryüzünde en çok yapılan estetik uygulamadır. Hiçbir estetik, kozmetik uygulamanın sağlayamayacağı bir etki, yüzünüzde, alnınızda açan bir güneştir botox. İnsanlar genelde “harika olmuşsun, bir şeyler değişmiş ama ne? “ diye soracaklar, ancak tecrübesi olanlar bilecek ne olduğunu. Alın ve göz kenarındaki ince kırışıklarınız ve çizgileriniz vedalaşın. Mimik aktivitenize bağlı oluşan bu çizgiler botox ile kendini bırakacak ve deri yüzeyinde bir düzelme ortaya çıkacaktır. Bununla birlikte bu çizgiler derinin ters tarafındaki oyuklar ve yara izleri olarak düşünün. Yılların izi eğer derin ise bir botox uygulamasından sonra çarşaf gibi dümdüz olmasını beklemek doğru değildir. Elbette ardışık uygulamalar ile etkinliği artacaktır. Enjeksiyonun yapıldığı yerde kaslar artık çalışmıyorsa her şey yolunda demektir. Buraya kadar hiçbir sorun yok değil mi? Bu kadar harika olan bir uygulamanın hangi anlamlara gelmeyeceğini konuşalım şimdi. Botoks bir dolgu aracı değildir. Adı üzerinde, dolgu boşlukları doldurur. Yani burun kenarındaki oluklarınıza botox yaptırmak gibi hayali bir uygulamayı düşünmeyin. Aynı şekilde botox dudaklarınızı da kalınlaştırmaz. Dudak üzerindeki kırışıklıklarda bir miktar işe yarar ama şunu iyi hesaplayınız. O kırışıklıkları dudak kaslarınız yapıyor. Kırışıklıkların tamamen gitmesi için kasların tamamen durması gerekir ki sizin o dudak kaslarına çalışırken ihtiyacınız var. Botoks gözümüzün kenarlarına uygulanır ama tam gözaltı bölgesine pek uygulanmaz çünkü gözaltı yağ yastıklarımızın öne doğru çıkıp torbalanmasını engelleyen mekanizmalardan biri de o bölgedeki kaslardır. Bu kasları botoks ile durdurursak eğer torbalanmanız artacaktır. Evet bazı kişilerde böyle bir etki olmuyor ama bunun sebebi orbital septum denilen bir zarın kas altında çok güçlü olması yâda gözaltı yağ yastığının az olmasındandır. Özetle göz kenarlarımda kırışıklıklarım gitti ama iç kısımlarda botox tutmadı demeniz anlamsızdır, çünkü oraya botox yapmayı tercih etmeyiz. Botox yılandan elde edilmez, botox etkisine sahip bir kozmetik ürün (krem vb) yoktur. Piyasada yok demedim, sadece sizi mutlu edecek gerçekliğe sahip bir ürün yoktur anlamında yok diyorum. Düşünün ki botoxu küçük iğnelerle deri altına enjekte ediyoruz, kasların içine ve çok güçlü bir toksindir. Hangi krem deriden geçerek kasınıza ulaşacak ve kaslarınızı durduracak. Son olarak şunu belirtmeliyim ki botox harika bir üründür. Sadece o küçücük şişeye gereğinden fazla anlam yüklemeden keyfini çıkarmasını bilin, gerisini botox halleder.

 

dudak-dolgusu

Dudak Dolgusu

Güzelliğinize Hacim Katın

Kimi zaman yaşlanma sürecine bağlı olarak kimi zaman da şanssız bir anatomiye sahip olduğumuzdan olsa gerek vücudumuzun hacimsel desteğe ihtiyacı olur. Hacim gereksinimi bazen popoya, bazen memeye gerekse de buradaki yazımızda yüz bölgesine odaklanacağız.

Orta yaşı geçer geçmez çoğumuzda deri altı kollajen ve elastin azalır, deri sarkmaya başlar ve deri altı yağ yastıkları küçülmeye başlar.  Bu değişimler toplamda hacimsel olarak yüzümüzde küçülme olarak görülür. Elbette zamana bağlı bu değişimi net algılayabilmek için kişinin kilosunun da sabit olması gerekir.

Bununla birlikte bazı kişilerde sadece anatomik özelliği sonucu yanakları yeterince dolgun olmayabilir, dudakları ince, burun kenarı olukları derin, göz altı çukurları belirgin olabilir.

Tüm bu anlattığımız durumlarda, eğer eksik olan hacim fazla değil ise sentetik dolgularla hacimsel eksiklikler giderilebilir. Bu amaçla çok değişik moleküler üretilmiş olsa da hyaluronik asit bazlı dolgular vücutla son derece uyumludur ve tüm dünyada sıkça kullanılmaktadır. Dolgular ne kadar yüksek saflıkta üretilir ise o kadar sağlıklı uygulama yapılabilir, bu nedenle kaliteli ve uluslararası standartlara uygun ürünlerin seçilmesi son derece önemlidir. Bu tür dolgular  genellikle lokal anestezik bile gerektirmez. Elbette bu grup dolgular bir süre sonra vücuttan atılır.

Eğer kalıcı etkili bir dolgu gerekir ise sentetik olanları değil kişinin kendi vücudundan elde edilecek yağ dokusunu tercih ediyorum.  Çünkü, olur da herhangi bir tatsız reaksiyon oluşur ise vücuttan uzaklaştırılmaları son derece zordur kalıcı dolguların.

Özetle, bazen güzel olan eksiğin yerine konması ile oluşur,  böylece güzellik hacim kazanır.

 

gozalti-isik-dolgusu

Göz Altı Işık Dolgusu

“Işık Dolgusu”

Bana daha önce yüzünüzdeki yaşlanma süreçleri nedeni ile muayene olduysanız burada anlatacağım hikayeye aşinasınız demektir. Hani o yüzümüzün bir çok yağ yastığı ile dolu olduğu ve yaşlanma ile birlikte aşağıya doğru yer değiştirdiği hikayesi. Yaşla birlikte derimiz elastikiyetini kaybeder ve yumuşak doku ağırlığını kaldıramaz olur. Ek olarak da yerçekiminin inatçı etkisini de işin içine kattığımızda sarkma kaçınılmaz olur yüzümüzde. Önce göz altındaki yağ yastığı ve elmacıklarımızın yağlı dokusu birbirinden ayrılırken arada bir oluk ortaya çıkar. Buna hamak görüntüsü, mor halka, torba altı gibi isimler de veriliyor halk arasında. İlerleyen aşamada burun kenarı, çene kenarı ve boyunda sarkmalar derken alıp başını gidiyor. Yüz gençleştirme cerrahisi içerisinde bu konuyu çok detaylı anlatmıştım, burada o kadar  ileriye gitmeden evre 1 dediğim, göz altı oluklarının oluştuğu yere odaklanalım istiyorum.

Problem ne ise onu çözmekten yanayım. Düştü ise yapılması gereken kaldırmaktır. Ama son derece insani bir refleks olarak hepimiz ameliyattan korkuyoruz. İşte tam da bu yüzden eğer evre 1 i geçmemişseniz, o göz altındaki çukurlara , çok da derin değil ise ışık dolgusu uygulaması yapabiliriz. Hatta sırf bu oluktan dolayı göz altında sanki torbalanmanız varmış gibi görünür ki bu durum da ışık dolgusunu takiben ortadan kalkar. Yüz bölgesi sarkmalarında sadece bu başlangıç seviyesinde iseniz ışık dolgusunu öneriyorum. Biraz daha ilerlemiş her hastama önereceğim ameliyattır. Her sarkmayı dolgularla çözmeye çalışmak, şişmiş aslan suratlarına  benzemek anlamına gelecektir.

Peki nedir bu Göz Altı Işık Dolgusu?

Aslında ışık dolgusu bizim bildiğimiz hyaluronik asittir. Sadece cc de 12 mg dan fazla olmayacak kadar yumuşak natürde ve ileri düzeyde saflaştırılmış bir kalitede olması gereklidir. Bu özellikte bir kaç dolgu vardır piyasada.

Işık Dolgusu ağrılı bir uygulama mıdır?

Değildir. İşlem öncesi süreceğimiz lokal anestezik kremler yeterli anesteziyi sağlar. Zaten işlem iğne değil kanül kullanılarak yapıldığı için ağrı ve kanama olasılığı çok düşüktür.

Her boyuttaki oluk Işık Dolgusu ile doldurulabilir mi?

Elbette hayır. Göz çevresinin çok hassas bir lenfatik dolaşımı vardır. Fazla yapılacak bir Işık Dolgusu bu dolaşımı bozarak uzun süreli şişliklere neden olabilir. Doz ayarlaması ve sınırların bilinmesi çok önemlidir. 

Işık Dolguları gerçekten göz altını aydınlatır mı? Adı Nereden geliyor?

Göz altımızın mor görüntüsü büyük ölçüde o alandaki incelen derinin altındaki kas ve damarları görünür kılmasından kaynaklanıyor. Buna ek olarak o alandaki çukurlar da gölge efekti veriyor. Bu nedenle ışık dolgusu çukuru azalttığı için gölgelenme de azalır. Hyaluronik asit su tutarak o alana hacim kattığı için bir miktar da derinin parlaklığı artar. Tüm bunlar bir parıltı, bir aydınlanma  efekti verir

Işık Dolgusu kalıcılığı nedir?

Işık Dolgusu 9-12 ay kadar kalıcıdır.

Kalıcı Işık Dolguları var mıdır?

Kalıcı bir çok dolgu vardır ama bu bölgeye kalıcı bir sentetik dolgu önermiyorum. Arzu edilir ise seçilmiş vakalarda “nano-fat greft” dediğimiz çok ince yağ dolgusu yapılabilir, kişinin kendi yağından.

Başka bir yerde yapılmış kötü bir Işık Dolgusunu  düzeltebiliyor musunuz?

Radyofrekans ve bazen de hyaluronidaz kullanarak  düzeltme şansımız olabiliyor. Kullanılmış dolgu markasını bilmemiz çok önemli.

 

somon-dna

Somon DNA’sı

Sizlere somon balığının sütünden elde edilen DNA’dan yada somon sperminin insan derisinin iyileşmesinde en ektili protein olduğundan, yada bunların Benjamin Button (yanlış yazmış olabilirim) efektinden söz ederek fantastik bir yazı yazabilirdim. İnternete benzerleri bol miktarda olduğu için bundan vazgeçmedim. Vazgeçtim, çünkü hepsi saçmalık. Somon DNA’sı bu değildir. Aslında içinde somon balığına dair en ufak bir zerre bile yoktur 🙂 . Wellcome to Real World …

Peki ya nedir bu Somon DNA’sı?

Şimdi biraz bilimsel şeylerden konuşalım. Tüm hücrelerimizde DNA bulunmaktadır. Hücrenin dönemsel aktivitesine göre zaman zaman bazı DNA sarmalları açılır ve çalışır, sonra dinlenme fazına geçip kapanır. Üreme hücreleri açık sarmalın en bol olduğu hücre gruplarıdır. Somon sperm DNA’sı da polinükleotid denilen DNA parçacıkları üzerine çalışma sırasında kullanılmıştır. Cilt kalitesini arttırma etkisi gözlendikten sonra laboratuvarda üretilmiştir bu nükleotidler. Bu seviyeye kadar parçalanmış olan DNA nın alt parçaları hemen hemen tüm canlılarda aynıdır. Zaten insanın aklına gelmiyor değil; neden somon, neden hamsi değil? O da karadenizde yaşayan bir balık sonuçta, hem de gönül bağımız çok güçlü kendileri ile  Üzerinde çalışması yapıldığı ister somon ister hamsi olsun, nükleotidler DNA aktif sarmalı için gerekli molekülerdir. Derimiz gibi sürekli yenilenme siklüsü içerisindeki yapıların hemen hepsi için gerekli maddelerdir. Cildin canlanması, lekelerin azalması (bu da derinin kendini onarma yöntemlerinden biridir), skarların azalması gibi faydaları vardır. Gençliğe giden yol genetik dizilimlerimiz üzerinden olacaktır. Bu konudaki belki de ilk bilimsel uygulama somon DNA’sıdır.