Estetik Burun Ameliyatında Kapalı Rinoplasti Tekniği

Düşmanın serptiği toz ile savaşçının gözleri görmez olmuştu. Ama sensei’nin öğretisi sayesinde, düşmanın kokusunu, sesini ve kalp atışlarını takip edebiliyordu. Bu savaşı kazanmasına engel değildi.

Bazen hasta kapalı rinoplasti hakkında öyle bir ön yargıya sahip olarak karşıma geliyor ki kendimi bu filmden alıntı sahnede gibi hissediyorum.

Kapalı rinoplasti sanılanın aksine sadece hissedilerek yapılan ve cerrahın dahil kimsenin görmediği bir fantezi uygulaması değildir. Yapanların sayısı gerçekten çok az, bu nedenle çok ön plana çıkamıyor ve hakkında çok fazla ön yargı ve şehir efsanesi var. Kapalı rinoplasti yapanların bu işi yeterince anlatamamış olma olasılığı da var. Bu nedenle kendime düşen görevi yapayım ve biraz bu konuda konuşalım.

Kapalı rinoplasti ilk defa Amerika’da Roe tarafından 1887 de uygulandı. Joseph tarafından da 1931 yılında tüm dünyaya tanıtıldı. Zaten açık rinoplasti diye bir şey yoktu başlangıçta. Klasik tanımlamaların çoğunu halen kullanmaktayız. Teknik ayrıntılara girmeksizin açıklamak isterim. Bir buruna baktığımızda onu estetik üniteleriyle algılarız. Örneğin, “tip” dediğimiz uç kısmı, “dorsum” dediğimiz sırt kısmı, “alar kanat” dediğimiz yan kanatlar gibi. Tüm bu estetik üniteler kendi içerisinde birtakım oranlara sahip olması gerekirken bir de birbirleri ile olan açılanmaları da belirli oranlarda olmalıdır. Aksi halde gözümüzü rahatsız eder. İşte bu durumlarda ameliyat olduğu belli olan burunlar algılanmaya başlar.

Hasta masamızda özenle pozisyon verilir. Bu arada genel anestezi altındadır hasta. Burun deliğinin hemen 5mm kadar içerisinden kıkırdak üzerinden bir kesi yapılır. Buradan çok ince uçlu bir makas ile kıkırdağın üzerinden hareket edilerek burun cildi kıkırdaktan ayrılmaya başlar. Buna diseksiyon denilir.

Diseksiyon ilerledikçe burun sırtının üst yarısını oluşturan kemikler de ortaya çıkmaya başlar. Bu alan özel bir ekartör ve aydınlatma ile çok net olarak ameliyat sırasında görülmektedir. Bu şekilde müdahale edilecek tüm estetik yapılar ortaya konulduktan sonra fazlalıklar alınır, şekli istediğimiz gibi olmayanlar düzeltilir. İlk yaptığımız kesinin hemen önünden yapılabilen bir kesi ile burnun tam ucu doğurtularak burun ucu kıkırdakları görünür hale getirilir ve her türlü şekillendirme yapılabilir.

Üstüne basarak vurgulamak istediğim şey: her yeri görüyoruz.

Açık rinoplasti 1934 yıllarında Rethi tarafından tariflendi. Aynı işlemler açıkta nasıl yapılıyor. Farklılığı sağlayan şey başlangıçta yapılan giriştir. Burnun orta direği olarak düşünebileceğiniz kolumella üzerinde yapılan bir kesi ardından kolumella derisi dahil burun ucu üzerine doğru, oradan burun sırtına tüm burun derisi kaldırılıyor ve bir ekartör burun derinizi geriye doğru çekerek burnun tümünü açık olarak görmenizi sağlar. Şekillendirmeye dair her şeyi bitirdikten sonra burun derisi tekrar giydirilerek kolumella üzerindeki kesi yeri dikiş ile kapatılıyor.

Peki sonucu etkileyecek farklar nedir?

Bunu iki gruba ayıralım. Birincisi fizyolojik, diğeri felsefe olarak.

Fizyolojik olarak kolumella üzerindeki o yapılan ilk kesi ile bu bölgenin lenfatik dolaşımı bozulmaktadır. Ne demek mi istiyorum? Rinoplasti sonrası burunda bir şişliğiniz olacak ve bu şişlik hücreler arası su ve ağırlığı olduğu için yer çekimi doğrultusunda aşağı doğru yer değiştirecektir. Yani burun kökündeki bir şişlik 2-3 hafta içerisinde birazı kaybolurken birazı burun ucuna doğru inecek. Siz iyileşme sürecinde bunu görürsünüz zaten. Burun ucunda göllenen ödem nereden gidecek peki? Bunun için akabileceği yollar lazım. İşte o yollar lenfatik dediğimiz çok ince damarlardır. Ödemin tek akacağı yol kolumella değil elbette, burun kanatları diğer lenfatik akış yollarıdır. Ama bir şekilde burun ucu ödemi uzamaktadır. Ve vücudumuz boşlukları sevmediği için ödemli bu doku içerisinde bir nedbe biriktirmeye başlayabilir ve uzun vadede top gibi sertleşmiş burunlar ortaya çıkabilmektedir. Burun ucunda duyu azalması da bir diğer sıkıntıdır.

Elbette her açık rinoplasti de böyle komplikasyonlar görüleceği gibi bir sonuç çıkarmamalıyız. Sadece yukarıda anlattığım tabloyla karşılaşma olasılığı vardır. Özellikle açık rinoplaside kanatları da küçültürseniz. Çünkü o bölgenin de lenfatikleri zarar görür. Ayrıca ameliyat sırasında hangi aşamada olduğunuzu gerçek anlamda bilmeniz mümkün değildir, bunun için her hamlenizden sonra burun derisini kapatıp dikiş attıktan sonra geri açmanız ve devam etmeniz gerekirdi. Kapalıda her an her hamlenin sonucu gözünüzün önündedir.

Son olarak;

Bu farklılıklar sizi ne kadar bilgilendirdi bilemem ama cerrahınıza bir tercih sunma şansınız yok. Sürekli açık rinoplasti yapan bir cerrahtan burnunuzu kapalı yapmasını bekleyemezsiniz. Bu işlem farklı bir disiplin ve eğitim gerektirir. Sürekli kapalı yapan bir cerrahtan açık yapmanızı istediğinde ise “ zaten kapalı yapabildiğim bir şeyi yapmak için daha fazla açmamı neden istiyorsunuz diyecek”, isteğinizin nedenini anlayamayacak ve kabul etmeyeceği için pek seçim şansınız yok. Gerek ulusal gerekse uluslararası kongrelere bakılır ise ülkemiz ve dünya büyük ölçüde açık rinoplasti yapmaktadırlar. Bu size karşılaşacağınız görüşmeler için bir ön fikir verecektir.

Konu son derece teknik ayrıntılara sahip, daha da detaylandırmalı mıyım bilemiyorum.

Arzu ederseniz ayrıntıları tartışabiliriz. Eklemek istediğiniz birşey var mı?

Op.Dr. Ozan BALIK  – Fiyatlar için formumuzu doldurmanız yeterlidir.

Bize Yazın





Dr. Ozan BALIK

ozanbalik

1975 Yılında Adana da Doğumlu olan Op.Dr. Ozan Balık 1992 de Adana Karşıyaka Lisesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Elektronik Mühendisliğine girdi. Kendi de o dönemlerde bir dizi ameliyat geçirirken hekimliğe olan eğilimini farketti. Op.Dr. Ozan Balık bilgisayar tabanlı 3D modellemeleri yüz estetiği cerrahisine uygun hale getirerek, “bilaminar yüz germeler, Meme Estetiği ve yapısal burun estetiği” konularında çalışmalarını sürdürmektedir.